Yalova İşgal Altında...

Yalova İşgal Altında...

26 Temmuz 2015 Pazar 15:08:15

Bir kenti kent yapan o kentin meydanıdır. Çünkü, bir kentin meydanı, o kentte yaşayan insanların kentlilik bilincini ve sosyal yapısını da ortaya çıkartır. Meydanlar, dünyanın hangi ülkesinin şehrine giderseniz gidin o kentin aynası olmakta. Çünkü, Kent meydanları o kentin gerçek kimliğini yansıtır.  Bir Kentin meydanını gördüğünüzde o kenti yönetenler ve o kentte yaşayan insanlar hakkında düşünce sahibi olabilirsiniz.

Varsayalım Yalova’ya İlk Kez Geldiniz…

Hadi isterseniz gelin birlikte düşünelim!  Varsayalım ki, Yalova’ya ilk kez geliyorsunuz. Yalova’ya ilk geldiğinizde sizi İskele ve Cumhuriyet Meydanı karşılar. Deniz kenarına göz attığınızda Gondolların, gecekondu çay bahçelerinin, zıpzıpçıların işgal ettiği deniz kenarında bu gecekondu yapılaşmalardan kulakları sağır eden bir gürültü kirliliği karşılar. Kent meydanının tam ortasında ise bir kıl çadır. Sonra öğrenirsiniz ki burası Yalova’nın Kent Merkezi ve Cumhuriyet meydanı olduğunu. Başınızı göğe kaldırdığınızda Atatürk’ün dev Heykeliyle göz göze gelirsiniz. Sağ eli yukarda “ Hay bu kenti yönetenlere..” dercesine…

İşgalin Bu Boyutunu İlk Kez Görürsünüz…

Cumhuriyet Meydanından çıkıp az ilerde ise bir Kurtuluş Anıtı ve insanların dinlenmesi için yapılan süs havuzuyla karşılaşırsınız. Anıtın çevresinin bir işletmeye tahsis edildiğini, burasının yemek masalarıyla çevrildiğinden süs havuzunun etrafında oturmak yada dinlenmek için mutlaka yemek yemek zorunda olduğunuzu anlarsınız. Kaldırımların nasıl abartılı bir şekilde işgal edildiğini işte o an buralarda ilk kez farkına varırsınız. Bu durum içinizi karartabilir, belki şehir meydanı gezi yolları deniz kenarındadır diyerek Bad Godesberg Parkına doğru yol almaya çalışırsınız. Orada da işgalin farklı bir boyutuyla karşılaşırsınız…

Zıpzıpçıların Kaçak İkinci Katı Olan Tek Kenti Yalova…

Sonra burada deniz kenarına gezi yoluna doğru yol almaya devam edersiniz. Badgodesberg parkında karşınıza yine gondollar atlı karıncalar, zıpzıplar ve buradan yükselen o korkunç müzikle kendinize bir kez daha gelirsiniz. İlk yarım saatte gördükleriniz Yalova’nın bir kent değil, bir gondollar ve zıpzıpçılar cenneti olduğu yönünde bir kanıya varırsınız. Yine de bu algınızı değiştirmek ve Yalova İçin güzel şeyler düşünmek için Bad Godesberg parkından Aşıklar köprüsünden geçip Yalova Sahiline Gazipaşa Caddesine geçmek istersiniz. Köprüyü geçtikten sonra karşınıza yine gecekondu zıpçıpçılar, atlı karıncalar, gondollar, şişme oyun araçlarıyla karşılaştığınızda, üstelik bu zıpzıpçıların kumsalın üstüne halı atılarak etrafı çevrilerek faaliyet gösterdiğini görünce, yine üstelik zıpçıpçıların kacak ikinci katı çıkarak iki katlı olduğunu görünce şaşkınlığınız da iki katına çıkar. 

Atatürk’ün Kentinden Zıpzıpçıların Kentine…

Gazipaşa caddesindeki turunuz devam eder. Kaldırımdaki işgallere artık uyum sağlamış, Yalova’nın tek gezi yolunda araçların sağlı solla park etmiş olduğuna şaşırmazsınız.  Ancak o ne? Gazipaşa Caddesinde üstelik deniz kenarında, daha önce Yalova Cumhuriyet Meydanında, Yalova Bad Godesberg parkında gördüğünüz zıpzıpçıları bu kez burada bir kez daha görürsünüz. Sonrasında ise daha önce vardığınız bu kanınızdan emin olursunuz“Yalova’yı zıpzıpçılar yönetmekte ve Yalova artık Atatürk’ün kentinden zıpzıpçı kentine doğru yol almıştır” diye düşünürsünüz…

Oyun Dışı Kalma Pahasına…

Sonra biri çıkar, bu satırları yazana şöyle seslenir. “ Siz ne biçim bu kenti yönetiyorsunuz. Neden irade koyamıyorsunuz. Neden konuşmuyorsunuz” diye. Sonra  yüzünüz kızararak  mırıldanırsınız” Konuşuyoruz, uyarıyoruz ama  dinlemiyorlar, bildiklerini okuyorlar, zaten uyaranlar da oyun dışı kalarak ihraç ediliyor” diye. Sonra bir kez daha yüzüm kızarıyor bu soruyu soran kişinin yüzüne dahi bakamıyorum. Eziliyorum bu soru karşısında, yazmaktan ve konuşmaktan başka bir şey yapamayıp işlenen “Kent Suçu”na ortak olduğumdan ve çaresizliğimden dolayı. Zaten bütün mesele de bu. Yaşadığımız her alanda önemsiz dediğimiz, doğrudan kendimizi ilgilendirmiyor, etkilemiyor dediğimiz bu işgaller ve uygulamalar belli bir zaman dilimi sonrasında “başkalarının” rant mekanı, Yalova insanı içinse  “işgal edilmiş” yasak alanlar oluyor....

Evin Salonu Olmayınca…

Şimdi sizlerin “Ağlamak sızlamak eleştirmek nafile siz ne yapıyorsunuz Bu kenti yöneten meclis üyesi değil misiniz? “diye hayıfladığınızı da duyar gibiyim. Bu konuya ilişkin 10 yıl önce de, 5 yıl önce de 2 yıl önce de defalarca yazdım eleştirdim. Meclis üyesi olduktan sonra bu konuyu da Belediye Meclis grup toplantılarında defalarca dile getirdim ve çözüm yolları da sundum. Ancak bu da nafile!  Çünkü, bir aileyi bir arada tutan yer evin salonudur.  Çünkü aile bireyleri hüzünlerini, dertlerini, sevinçleri burada bir araya gelerek paylaşırlar. Bizde böyle bir salon yoktur maalesef. Tıpkı, Yalova’nın bir salonu (kent meydanı) olmadığı gibi…

Kent Bilinci Olmayınca… 
Elbette, Yalova’da kent kültürü bilincinin olmamasının getirdiği sonuçlardır tüm bunlar. Yaşananlar, Yalova’da aidiyet duygusunun gelişmemesi, bireylerin, kente karşı kendini yabancı hissetmesi, birkaç kişiyi mutlu etme, binlerce kişiyi ise mağdur etme pahasına,  Yalova’da göz göre göre, halkın ortak kullanım alanı kişilerin istek ve gereksinimlerine  tahsis ediliyor.  İşyerlerine “ kaldırımları da” ekleyip, alanı büyütme gayreti içerisinde olan  (imtiyazlı) esnafın sayısının artması Yalova insanını çileden çıkartmıştır. Yapılan uyarılar ciddiye alınmadığından, çileden çıkan insanlar bunun yanıtını da zaten geçtiğimiz ay vermiştir, vermeye de devam edecektir.

 

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Yalova Nöbetçi Eczaneler