Yakup Koçal’ın “Dava”sı...

Yakup Koçal’ın “Dava”sı...

25 Aralık 2019 Çarşamba 11:01:03

Yalova Belediye eski Başkanı Yakup Koçal, 2017 yılında yayınladığı “Mansur “, 2018 yılında “Son Müfreze” adlı romanını yayınladıktan sonra 2019’un son günlerinde son romanı “Dava” adlı kitabını post yayınevi tarafından yayınladı. 2020’de yayınlanacak “Pusat” adlı kitabı da baskı aşamasında. Yakup Koçal’ın yayınladığı kitapların adı ve kapak fotoğrafları üzerinde çok çalışılmış bir konu. Kitap adları ve kapak fotoğrafları kitabın da önüne geçmiş diyebilirim.

Örneğin son kitabı “Dava”: Eğer,yabancı biri bu kitabı görse, “Fidel Castro” nun davası zannedecek. Kapaktaki tek fark Yakup Koçal’ın işaret parmağı. Hani yumruğunu sıksa herşey tamam . Demem o ki; Koçal, bu kitabının her cümlesinde hatta kapak fotoğrafında dahi okuyuculara mesaj verme gayreti içerisine girmiş.

Yakup Koçal, “Dava” adlı kitabında siyaseti neden bıraktığını açıklayacağını ifade etmişti. Bu nedenle de bu kitabın çıkmasını merakla bekledim. Acaba benim bilmediğim,  Yalovalıların bilmediği başka bir şey mi var? diye. Kitabı Yalova Kitapevinden satın alarak bir günde 140 sayfalık kitabı okudum. Kitabın girişinde Koçal’ın çok iddialı sözlerini okuduktan sonra büyük bir beklentiyle Koçal’ın bilinmedik olayları gün ışığına çıkartacağı ve siyaseti neden  bıraktığı düşüncesiyle “Dava” adlı kitabın sayfalarını tek tek okumaya başlıyorum.

Ancak, bu kitabı yorumlamadan önce; vurgulamam gerekir ki; Yakup Koçal’ın  siyaset ve yazarlığın dışında mükemmel bir baba olduğu. Zaten, hayatta en önemlisi de bu değil mi? "Dava" adlı kitabını okurken sizlerde bunu görecek, kendisinin, eşinin ve çocuklarının başarılarını ve onlara ne kadar bağlı olduklarını bu kitapta da okuyacaksınız.. 

Benim için bu kitapta en önemli cümle, Yakup Koçal’ın hayatında ilk kez Malta’da gördüğü ve bir daha hiç karşılaşamayacağı birinin kendisine yönelik “ Ne güzel, şimdi evinizde, ailenizde vakit geçirebiliyor, dostlarınızla sohbet edip, kitap okuyup dünyayı dolaşıyorsunuz. Halen belediye başkanı olsaydınız,  bugün burada kızınızı desteklemek için olamayacaktınız. Hiç bir şeyin kıym etini bilmeyen insanlar için uğraşıp duracaktınız.” sözleri oluyor...

140 sayfadan oluşan Kitabın öyküsü üç günlük Malta seyahatinde tanıştığı kişilerle yapılan diyaloglarla gerçekleşiyor. Bu üç gün içinde Koçal,,tüm hayatını ve yaptığı tüm çalışmaları da hayatında hiç görmediği insanlarla paylaşıyor, konuşuyor ve bunları bu romanında kayıt altına aldırıp bizlere ulaştırıyor. Roman, Berlin’den  Malta’ýa kalkan uçakla başlıyor. Yakup Koçal, Berlin’den Malta’ya kızı Aybüke’nin tenis karşılaşmasını izlemek için bindiği uçakta, yankoltukta oturan 70 yaşındaki bir Alman Mühendis olan Fernand’la tanışmasıyla başlayan “Dava “adlı kitap, Malta’da otel lobisinde tanıştığı Türk Yatırımcı Levent ve Maltalı Taksici Luca ile karşılıklı olarak yapılan sohbetlerden oluşuyor.   

Bir başka ifadeyle Yakup Koçal, hayatında daha önce hiç görmediği 70 yaşındaki bir Alman Mühendisle Berlin’den Malta’ya giden birkaç saatlik uçak yolculuğunda yaptığı konuşmalar üzerinden kendi öz geçmişini , Yalova ve insanı için neler yaptıklarını Fernand ‘a anlatıyor, Bizlerde böylelikle Yakup Koçal’ın Yalova’da neler yaptıklarını Alman Mühendis Fernand,, Maltalı taksi şöförü Luca, Türk yatırımcı Levent bey sayesinde  öğreniyoruz...

Uçakta, Fernand ‘ın, Yakup Koçal’ın çok iyi Almanca konuştuğunu ve nereli olduğunu sorması üzerine sohbet derinleşir.  Koçal’ın kendisinin de bir endüstri mühendisi olduğunu,  mesleğinin  ise siyasetçi olduğunu ve siyaseten emekli olduğunu. son görevinin ise  Türkiye’de Yalova Belediye Başkanlığını yaptığını söylemesi üzerine  Fernand “ Yalova Nerede?” diye sorar.  Koçal, söyler ama Fernand yine bilmez, hatırlamaz. Bunun üzerine Koçal, “ 1999 Deprem Yalova” deyince “  Fernand,  duygulu bir şekilde “Tamam, şimdi hatırladım Enkazlar gözlerimin önünde “ der.

Bu ara Koçal, uçak’ta Fernand  ile Almanca sohbet ederken arka koltuktaki beyaz saçlı bir başka yolcunun kendisinin anlattıklarını merakla dinlediğini görür. Koçal, bir yandan Fernand’la konuşurken, arka koltukta oturan gizemli bir yolcunun bir Türk olabileceğini, Almancayı da bildiğini, hatta kendisini de yakından tanıdığını ve yabancı gelmediğini de düşünür. Koçal, tüm bunları düşünürken, Fernand, Koçal’a yine depremi nasıl yaşadıklarını sorar.

İşte, aslında  Roman’ın da belkemiği “Deprem”  olur. Koçal, böylelikle yıkık bir kenti nasıl inşa ettiğini depremzedelerin sosyal hayata motive etmek için neler yaptığını, Yalova’nın alt ve üst yapısını, içme suyu şebeke hattını nasıl yenilediğini sayfalarca Fernand ‘a anlatır. Fernand  dinler, Koçal anlatır. Böylelikle gelecek kuşaklarda bu dönemi Koçal’ın kaleminden öğrenmiş olur.  Koçal, deprem ve sonrasını yaşadıklarını anlatmaya başlayınca ben “Dava”yı okumaya devam ediyorum.

“Tamam şimdi Bursa 10. Koğuştaki anılarını da "Dava" adlı romanında anlatır, bakalım dönemin Bakanı kuzeni olan Yaşar Okuyan hakkında neler yazmış diye düşünürken, sayfaları çevirdikçe deprem ve Yalova ile ilgili olarak bu konulara ilişkin tek bir cümle bulamıyorum. 140 sayfalık Dava adlı romanın sayfalarını çevirmeye devam ediyorum. Koçal,  Fernand’a siyasete girdikten sonra nasıl mal varlığının azaldığını anlatarak sohbet sayfalarca devam ediyor.

Nihayetinde  Fernand'an ayrılıp uçaktan inen ve Malta’da bir Otele yerleşen Koçal, uçaktaki bu gizemli yolcuyla kaldığı otelin lobisinde bir kez daha karşılaşır. Koçal” Tüm bunlar birer tesadüf olamaz” diye düşünürken o gizemli yolcu Malta’da otel lobisinden bir anda “ Yakup Bey” diye seslenir ve kendisini şöyle tanıtır. “Ben Levent yatırım danışmanıyım. Sizi dün uçakta ilk kez gördüm” der ve aralarında sohbet başlar.

Yakup Koçal, Alman Fernand’dan sonra otel lobisinde karşılaştığı yatırım uzmanı Levent bey’e de Malta’da kızının tenis maçını izlemek için geldiğini anlattıktan sonra Yalova’da spora yaptığı yatırımları, sayfalarca anlatmaya başlar. Yatırım uzmanına o kadar çok şey anlatır ki, yatırım uzmanı Levent bey, Malta’daki otel lobisinde elindeki viski kadehi ile sabırla, Koçal’ın  Yalova’daki mahallere yaptığı sentetik çim sahalarını, Amatör spor’a nasıl önem verdiğini dinler. Hatta Yalovalı antröner Cengiz Karoğlu, Bayram Ali ve Kadri’den de söz eder. Levent bey, dinlemeye devam eder ve ikinci kadeh viskisini de garsondan ister. 

Nihayet, Yatırım uzmanı Levent bey ve Koçal  vedalaşırken, Koçal’da.kızı Aybüke’nin karşılaşmasını izlemek için yola çıkar. Maçı izledikten sonra konaklama yapacağı otelin önünde durur ve kendi kendine  “ Şöyle bir otelim olmadı” der ve kendisinin Bulgaristan’da otelleri olduğunu öne süren dedikodulara, iftiralara yönelik Malta’da bulunan bir otelin önünden kendine yanıt verir. Akşam olunca da kaldığı otelin restoranında yatırımcı uzmanı Levent beyle yeniden karşılaşır. Levent beyin elinde bu kez puro ve viski kadehi bulunmaktadır. Levent Bey,  bu kez soru sorar Koçal, yanıtlar. Levent bey nedense çok meraklıdır. Hiç gelmediği Yalova’daki baz istasyonlarını, Yalovaspor’u,  hatta Yalova Kent  Meydanı, Zambak projesini merak eder  sorar, sorar. Ve  tüm bunları Koçal, sayfa sayfa tek tek anlatmaya başlar. Hatta, Yalova’da kendisine kurulmak istenen kumpas ve Kirazlı Sanayi bölgesindeki olayları da anlatır.

Ancak,Levent bey çok meraklı. Yalova’nın haritadaki yerini bile bilmemesine karşın, Malta’da 5 yıldızlı otelin restoranında bir elinde puro, diğer elinde viski kadehi ile Koçal’a Yalova Kent Meydanı projesinin neden sonuç vermediğini sorar ve Koçal’da bunu yanıtlar. Adeta gazetecilere kök söktüren sorular yönelten Yatırımcı Levent Bey’e, bu kez Koçal sorar: “ Siz sormadan şu Yalova otopark sorununu da anlatayım” der. Levent bey,garsondan bir viski daha isteyerek “ Lütfen anlatın, dinliyorum” der.

Kitabı okumaya devam ediyorum..kitap bitmek üzere. Bu ara, Koçal, Levent bey'e alkolun zararlarını da anlatmayı ihmal etmez.. Ancak ben bu ara halen  Koçal’ın neden siyaseti bıraktığına ilişkin bir ip ucu aramaya çalışıyorum. Koçal, yatırım uzmanı Levent beye otel lobisinde nasıl belediye başkanı seçildiğini, neden kaybettiğini ve bu süreler içinde, her seçimde oy oranını nasıl yükselttiğini de  oran vererek anlatmaya başlar..

Kitabın son sayfalarına geliyorum  Henüz Koçal’ın siyaseti neden bıraktığını kavramış değilim. Ancak Koçal, 2014 seçimlerinde belediye başkanlığını nasıl kaybettiğini, Fetö’cülerin  Yalova’da CHP ile nasıl işbirliği yaptığını, bu işbirliğine de Yalova’daki uluslar arası büyük sermayenin, fabrikaların, iş adamlarının  da aktif destek verdiğin, AKP’den aday olmasına rağmen AKP’li  bazı gurupların kendisine nasıl ihanet ettiğini sayfalarca anlatıyor yatırım uzmanı Levent bey’e.. Ben kitabı okudukça; Levent bey’in sabrına ve halen neden sarhoş olmadığına da şaşırmaya devam ediyorum.

Nihayet Yatırımcı Levent bey. Yakup Koçal’a Türkiye’de tekrardan görüşmek üzere veda ederken Koçal, Levent bey’e şöyle seslenir. “ Benim Adım Yakup Koçal. Kurtuluş savaşı kahramanı Rasim Efendinin torunuyum. Yalova’da kime sorsanız gösterir. Yalova’da bir iz bıraktım. O izi takip ederseniz beni çabuk bulursunuz”

Daha sonraları  Malta Kalesi ve Malta caddelerini dolaşmaya başlayan Koçal, buradaki duygularını bindiği taksi şoförüne anlatarak karşılıklı bir diyaloga geçiyorlar. Malta kalesinde başlayan Osmanlı ve Milliyetçi akımıyla kendini anlatmaya çalışan Koçal,,burada da  Maltalı taksi şoförü Luca’ya  sayfalarca  Osmanlı dersi veriyor. Taksiden inen Koçal, sonrasında ise kızı Aybala’nın maçını izlemek için spor salonuna giderek, burada yaşadığı duygularını anlatmaya başlar.

Dava adlı kitabın sonuna gelmek üzereyim. Ancak aradığım sorunun yanıtını halen bulamıyorum. Koçal, Malta caddelerinde dolaşırken bir anda nostaljik bir düşünceye dalarak, 1960’ların  70’lerin Yalova’sına  götürür bizleri. Sonrasında ise; Kent Müzesi, Aşk Köprüsü, Gazipaşa Caddesi, Yalova Kent Meydanı, Osmanlı Parkı ve Osmanlı çeşmesinde buluyoruz kendimizi.  Kitabın son sayfalarında ise Osman Bey heykelinin dönme dolaplar arasında nasıl kaybolduğunu okuyoruz.

Kitabın son sayfasına geldiğimde bir umutla çevirip, Yakup Koçal’ın siyasete neden son nokta koyduğunu öğrenmek için hızlı hızlı okumaya başlıyorum.  Son sayfanın son cümlesi bittiğinde okuduğum kitabın,  bir roman değil,” Bir Başkanın Faaliyet Raporu”  olduğunu öğreniyorum.

 

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Yalova Nöbetçi Eczaneler