Savaşı Zenginler Çıkartır Yoksullar Ölür

Ortadoğu’da yıllardır devam eden çatışmalar ve savaşlarda binlerce masum insan hayatını kaybetti. Gelişmiş ülkelerin Emperyalist paylaşım savaşlarının kirli tarihi katliamlarla vahşetle tüm dünyanın gözleri önünde acımasız bir şekilde devam ediyor.

Emperyalist kirli savaş, geçmişte Irak’da, Libya’da, Afganistan’da, Suriye’de, Lübnan’da, Filistin’de olduğu gibi, şimdi İran’da devam ediyor. Yoksul olanlar herzaman olduğu gibi, yine yeniden Ortadoğu’da savaşın tam göbeğindeler.

Zengin olanlar ise kaçtıkları Avrupa’da, ülkemizde ve Yalova’da, satın aldıkları villalarda TV ekranından canlı olarak Ortadoğu’da devam eden emperyalist savaşta ölen çocukların feryatları eşliğinde kirli savaşı, canlı olarak evlerinden seyrediyorlar.

Diğer kirli savaşlarda olduğu gibi, biryanda masum bebekler öldürülürken diğer yanda TV ekranlarından silah, füze ve bomba reklamları yapılırken, TV ekranlarından savaş naraları atılıyor...

Dünyanın egemenleri, "özgürlük ve demokrasi" sözcüklerinin ardına gizlenerek, Ortadoğu’yu yıllarca kan gölüne çevirdiler. Şimdi kan ve gözyaşı yine ortadoğu’da acımasız bir şekilde devam ediyor. Bu kirli savaşta yine çocuklar, masum insanlar ve yoksullar hayatını kaybediyor.

Savaşları silah tüccarları istiyor...

Faturasını da yoksul halka çıkartıyorlar...

Silah tacirleri silahı halka yaptırıyor...

Tetiği de halka çektiriyorlar…

Ve sonuçta ölen de halk oluyor…

Silah tüccarı daha da zenginleşirken…

Yoksul halk, bu kirli savaşta birer birer kendilerini yok ediyor.

Savaşın bedeli en ağır yoksullar tarafından ödenir. Cephede canlarını verenler, savaşın gölgesinde açlık çekenler, sevdiklerini kaybedenler. Hepsi yoksullar arasından çıkar. Silah tüccarları ise daha da zenginleşir. Çünkü; savaş ekonomisi, yıkım sonrası yeniden yapılanma yeni savaş zenginleri ortaya çıkartır. Savaşın toz dumanı dağıldığında, geriye enkaz yığınları, ölümler, göçler, açlık, yoksulluk kalır.…

Evet; savaşın toz dumanı dağıldığında geriye;
enkaz yığınları,
ölümler,
göçler,
açlık ve yoksulluk,
Bir de,toprak altında kalan yoksul bedenler kalır...

Savaşların zengin ve yoksullar arasında olduğunu Yalova sokaklarındaki çocuklar anlamıştı da; kelli felli adamlar, taklalar atarak çeşitli gerekçeler üreterek savaşı körüklüyorlar. Üstelik emperyalist savaşı, silah tacirleri adına körüklüyorlar. Unutmadan; sokaklarında savaş naralarının atıldığı ülkelerde, kan ve gözyaşı hiç eksik olmuyor..

Ancak en enteresan olanı da; yoksulların öldüğü savaşlarda sokaklarda, kahve köşelerinde savaş naraları atanlarında yoksul olmasıdır...

Oysa; savaşlarda ölenin de öldürenin de kanı hep kırmızıdır.

Ve her ikisinin yakınlarının döktükleri gözyaşının rengi de aynıdır.

Dünyanın neresine giderseniz gidin.

Dünyanın tek ortak rengi kan ve gözyaşıdır benim için.

Akan kanın ve gözyaşının renginin aynı olduğunu görürsünüz.

Ve annelerin feryadı...

Bir babanın, bir çocuğun çığlığı her yerde hep aynıdır.

Bir de tek ortak yazgıları yoksulluktur.

Kan, gözyaşı ve çığlık...

Dünyanın her tarafında aynı acıyı verir insanoğluna.

 

 

 

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!