Erkekçe Bir Yazı!
Erkekçe Bir Yazı!
18 Eylül 2007 Salı 01:00:00

Bir önceki yazımda 10 yıl sonra 2016 yılındaki Yalova’nın konumunu ve geldiği yeri öngörümle sizlere aktarmaya çalışmıştım. Bir dahaki sefere de Yalova’nın 10 yıl sonra ki felaket senaryosunu sizlere aktaracaktım ki araya, 8 Mart Dünya Kadınlar günü girdi. İşte bu yazımda “Erkekçe” Dünya Kadınlar Günü üzerine bir yazı yazmayı tercih ettim.

İşte biz erkek milleti, memleketlerin nasıl idare edileceğine, parti politikaların nasıl olacağına vb gibi bir çok konuda önemli karar veren bir erkek toplumu olduğumuz için bir tek kadın sorunlarına el atmamıştık! Elbette, “Erkekçe yazmak” gerekirse; kadınlarınızın sadece yemeğin lezzetini, çocuğun bakımının ve evin temizliğinin hesabını, eve para getiren, aynı zamanda bu gerekçeyle evin reisi sıfatını taşıyan erkek milleti olarak, kadınlarımızın sorunlarını da pek merak etmeyiz. Zaten genelde son sözü bizler söylediğimiz için kadınlarımızın düşüncesini de umursamayız!

 

Muhafazakar eğilimlerin etkin olduğu ülkemizde kadının evi dışında çalışmasını pek hoş görmeyen bir toplum olarak çalışmak isteyen kadına da “Kadının yeri Evidir” sözü zaten her zaman dilimizin ucunda hazır beklemektedir.

 

Oysa, kadınlarımız yıllardır verdikleri mücadeleden sonra önemli haklar elde etmiştir.

 

8 Mart Dünya Kadınlar Günü Tarihçesi...

 

Birleşmiş Milletler tarafından 1977 yılında ilan edilen 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün geçmişi yıllar öncesine dayanıyor.Kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmak yolunda verdiği mücadelenin başlangıcı 8 Mart 1857 yılında ABD’nin New York kentinde başladı.Konfeksiyon ve tekstil fabrikalarında çalışan 40.000 işçinin, çalışma koşullarına ve düşük ücrete karşı başlattığı grev, polisin saldırısıyla kanlı bitti. Saldırı sırasında çıkan yangında çoğu kadın 129 işçi can verdi. 1910 yılında Danimarka’nın Kopenhag kentinde toplanan 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında, Almanya Sosyal Demokrat Parti önderlerinden Clara Zetkin, bu yangında yaşamını yitiren 129 kadın işçi anısına 8 Mart gününün "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanmasını önerdi. Kadın hakları hareketini, özellikle oy hakkını onurlandırmayı amaçlayan Kadınlar Günü önerisi oy birliği ile kabul edildi. 1975 yılında Dünya Kadınlar Yılı’nı ilan eden Birleşmiş Milletler Örgütü, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart’ın tüm kadınlar için “Dünya Kadınlar Günü” olarak kutlanmasını kararlaştırdı. Ve böylelikle Kadınlara eşit hakların verilmesinin Dünya barışını güçlendireceği kabul edildi. Böylece 8 Mart, dünyada kadınların yüzyıldır yürüttüğü özgürleşme mücadelesinin kutlandığı ve kadınların güncel taleplerinin ifade edildiği bir gün haline geldi.

 

Dünyada Kadın Olmak!
Dünyadaki işlerin %66’sı kadınlar tarafından görülüyor.Buna karşın kadınlar dünyadaki toplam gelirin ancak %10’una sahipler. Dünya’daki mal varlığının ise % 1’ine sahipler. Başka bir değişle dünyadaki işlerin %34’ü erkekler tarafından görülüyor ama erkekler dünyadaki toplam gelirin % 90’ına ve toplam mal varlığının % 99’una sahipler. Dünya genelinde kadın haklarında son yıllarda meydana gelen artış dahi bir çok gerçeği değiştirebilecek nitelikte değildir. Dünyadaki en fakir insanların büyük bir çoğunluğu kadın, dünyadaki eğitim almamış insanların büyük çoğunluğu yine kadınlar. Kadınlar günümüzde halen, erkeklere göre yüzde 25 - 50 oranında daha az ücretle çalıştırılmaktadırlar.

 

Türkiye’de Kadın Olmak!
Şehirlerde evli kadınların %18’i, köylerde de %76’sı eşleri tarafından dövülüyor. Kadınların %57,7’si evliliklerinin ilk gününde şiddetle karşılaşıyor. Aile içi suçların %90’ını kadına karşı işlenen suçlar oluşturuyor. Bir çok gelişmiş ülkede kadın hakları çok ilerlemeler göstermiş olsa da, ülkemizde kadın hakları ne yazık ki istenen seviyelerden oldukça uzakta. Devlet İstatistik Enstitüsü’nün verilerine göre Türkiye’de çalışabilir durumdaki kadınların yüzde 25’i işgücüne katılıyor. İstihdam edilen kadın işçilerin yarısından fazlası kayıt dışı olarak faaliyet gösteriyor. Birleşmiş Milletlerin 2004 İnsani Kalkınma Raporu’na göre; ilk, orta ve yüksek eğitimde kız çocuklarının okullaşma oranı%68. Türkiye, bu oranla dünyada 110. Sırada. Okuma yazma bilmeyen kadın nüfusu ise 6 milyon civarında.

 

Türk Kadını’nın siyasetteki yeri de çok iç açıcı değil!
Türkiye’de kadınlar Avrupalı hemcinslerinin 1960’larda ulaştığı seçme ve seçilme hakkını 1934’te elde etse de, parlamentoda temsil açısından hala çok gerilerde. 1935 yılı seçimlerindeki kadınların yüzde 4.6 oranı ile TBMM’de temsil rekoru, bugüne kadar henüz kırılamadı. Parlamentodaki temsiliyet oranı açısından bakıldığında, Türkiye Avrupa Birliği ortalaması olan yüzde 19’un çok gerisinde. Hatta Hindistan, Nijerya, Ürdün gibi ülkelerinden bile altında...

 

Kadın Özgür Olmadan, Toplumlar Özgürleşemez
Evet, sonuç olarak Erkekçe yazmak gerekirse Kadınlar özgürleşmeden bir ülkenin özgürleşmesi de olanaklı değildir.

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Yalova Nöbetçi Eczaneler