CHP'de İlkeli Duruş ve İtibarsızlık
CHP, tarihinin en ağır krizlerinden birini yaşıyor. Parti kapatılmış olsaydı bu kadar yara almayabilirdi. Geçmişte olduğu gibi küllerinden yeniden doğmayı başarırdı. Ancak bu kez durum farklı. CHP darbeyi içinden aldı .İktidar cephesi ise gelişmeleri adeta keyifle izliyor. Yaşanan bu krizden fırsat üretmeye çalışanlar, yeni yönetime sadakat yarışına girmiş durumda. Kılıçdaroğlu’nun “arınma” söyleminden sonra artık hiçbir ihtimali imkânsız göremiyorum. Öyle ki, bir süre sonra Mustafa Tutuk’un bile ikinci kez Yalova Belediye Başkanlık koltuğuna atama yoluyla oturabileceği senaryosu bile uzak gelmiyor.....
CHP, mutlak butlan tartışmalarının ardından belki de tarihinin en ağır iç krizlerinden birini yaşıyor. Parti kapatılmış olsaydı, inanın bu kadar yara almayabilirdi. Geçmişte defalarca olduğu gibi küllerinden yeniden doğmayı başarabilirdi.
Ancak bu kez durum farklı. Çünkü CHP darbeyi dışarıdan değil, kendi içinden aldı. Bugünlerde partide ikiye, hatta üçe bölünme ihtimali yüksek sesle konuşuluyor. İktidar cephesi ise gelişmeleri adeta keyifle izliyor. Hatta yaşananları özetlemek için fazla söze de ihtiyaç duymuyorlar: “CHP bildiğiniz gibi.” diyorlar.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun son dönemde dillendirdiği “arınma” söyleminden sonra artık siyasette hiçbir ihtimali imkânsız göremiyorum. Öyle ki, bir süre sonra Mustafa Tutuk’un bile ikinci kez Yalova Belediye Başkanlık koltuğuna atama yoluyla oturabileceği senaryosu bile uzak gelmiyor.
Parti içindeki krizden fırsat üretmeye çalışanlar ise yeni yönetime sadakat yarışına girmiş durumda. İlk etapta 81 ilin yaklaşık yarısındaki il başkanlarının görevden alınabileceği iddia ediliyor. Yalova’nın da bu listenin üst sıralarında yer aldığı konuşuluyor.
Ancak insan ister istemez şu soruyu soruyor: Atamayla göreve gelen başkanlar gerçekten itibar görebilecek mi? İşte meselenin düğümlendiği nokta tam da burası. Partideki cepheleşme artık gizlenemez hale geldi. Özgür Özel’e destek verenler, Kemal Kılıçdaroğlu ekibini tanımayacaklarını ilan eden ortak deklarasyonlarla safını açıkça belirledi. Bu şartlar altında atanacak il ve ilçe başkanlarının parti içindeki meşruiyet tartışmalarından uzak kalması kolay görünmüyor.
Önümüzdeki süreçte görevden alınan il ve ilçe başkanlarının yerine yeni isimlerin atanması bekleniyor. Ancak asıl krizde o gün başlayabilir. Çünkü belediye başkanları ve belediye meclis üyelerinin, atamayla göreve gelmiş il ve ilçe başkanlarıyla aynı siyasi zeminde buluşması, parti grup toplantılarına katılması, aynı toplantılarda uyum içerisinde çalışması pek mümkün görünmüyor.
Yalova'daki 7 belediye başkanı, atanmış başkanları tanımayacaklarını daha önce de ortak deklerasyonla açıkladılar. Böyle bir tabloda atama başkanları koltuklarını koruma mücadelesi verirken, seçilmiş başkanlar, meclis üyeleri atanmış başkanla grup toplantıları dahi yapmayacaklarını söylemek yanlış olmaz. Yalova özelinde yapılan açıklamalar da bu ihtimalin hiç de yabana atılmaması gerektiğini gösteriyor.
Atanmışlar, atanmışlar tarafından itibar gören bir başkan olmak mümkündür. Ancak siyasette asıl meşruiyetin kaynağı seçilmişlerdir. Seçilmişlerin kabul etmediği bir başkanın makamı olabilir ama ağırlığı tartışmalı hale gelir.
Dahası, atamayla göreve gelen bir başkanın, yine atamayla göreve gelmiş üst yöneticilerden aldığı talimatlarla kendisini tanımayan seçilmişler hakkında disiplin süreçleri başlatması da ihtimaller arasında konuşuluyor. İşte o noktada ortaya çıkacak tabloyu izlemek, Türk siyasi hayatının en ilginç sahnelerinden biri olabilir.
Bir yanda kurultayın 45 gün içerisinde toplanmasını isteyen Özgür Özel cephesi bulunuyor. Diğer yanda ise istinaf mahkemesinin tedbir kararı kalkmadan kurultay sürecinin işletilemeyeceğini savunan Kemal Kılıçdaroğlu cephesi. Görünen o ki Kılıçdaroğlu ekibi, süreci zamana yayarak yönetimi elinde tutmayı hedefliyor. Ancak hukukçuların dikkat çektiği başka bir risk daha var. CHP'nin belirli süre içerisinde kurultayını gerçekleştirememesi halinde, partinin bir sonraki seçime katılma yeterliliğinin tartışmalı hale gelebileceği yönünde ciddi uyarılar yapılıyor.
Bir başka senaryo ise Özgür Özel ve ekibinin yeni bir siyasi oluşuma yönelmesi. Sürecin kilitlenmesi, baskın seçim ihtimali ve mevcut yönetimin devre dışı bırakılması gibi gelişmeler yaşanırsa, yeni parti seçeneği masaya gelebilir. Fakat bu kez de yeni kurulacak bir partinin olası erken seçime hazırlıksız yakalanma riski ortaya çıkacaktır
Son yıllarda Türkiye siyasetinde “Olmaz” denilen pek çok şeyin gerçekleştiğine tanık olduk. Bu nedenle artık hiçbir senaryo bütünüyle imkânsız görünmüyor. CHP açısından en ağır senaryolardan biri ise mutlak butlan tartışmalarının 2024 yerel seçim sonuçlarına kadar uzanması ve mazbataların iptal edilmesi ve seçimde ikinci sıradaki adaya mazbata verilmesi olur.
Yapılamaz denilenlerin yapıldığı, düşünülemez denilenlerin tartışıldığı bir dönemde, Özgür Özel yönetiminin ve sonrasındaki parti organlarının aldığı kararların geçersiz sayılması, seçimde ikinci gelenlere mazbata verileceği yönünde hukuki yorumların gündeme gelmesi bile başlı başına büyük bir krizdir. Böyle bir süreçte CHP’nin yara almasını bekleyenler de aradıklarını bulmuş olacaktır. Çünkü siyasette bazen bir partiyi rakibi değil, kendi içindeki kavga yıpratır.
Ve bugün CHP’de tartışılan konu tam da budur: Koltukların kime ait olduğu değil, o koltukların ne kadar itibarlı kalabildiğidir.....



0 Yorum